Antraks, sporlu bir basil
olan, Bacillus anthracis tarafından oluşturulan
septisemik, akut infeksiyöz zoonoz bir hastalıktır.
Enfeksiyon, vucut ısısının yükselmesi, dalağın şişmesi,
kanın koyu renk alması ve pıhtılaşmaması deri altı ve
subseröz dokularda serohemorajik infiltrasyonların
oluşması ile karakterizedir.
Hastalık en fazla sığır,
koyun, keçi, manda, deve ve geyiklerde daha az olarakta
domuz at ve karnivorlarda gözükür. Genç hayvanlar daha
duyarlıdır. Hastalanan hayvanlar, ölümden 1-2 gün önce
sütleriyle gaita ve idrarları ile basil çıkarırlar. B.
antracis, ölen hayvanların vücudunda spor oluşturmaz.
Ancak, hayvana otopsi yapılırsa veya ölen hayvanların
ölümünden sonra tabii deliklerden gelen kanın hava ile
temasında basiller spor verirler. Etkenin vejatatif
formu, diğer sporsuz bakteriler kadar dayanıklıdır.
Açılmamış kadavralarda vejatatif formları
putrefikasyonun etkisiyle 3-6 günde tahrip olmaktadır.
Buna karşın sporları çok dirençlidir. Sporları sularda,
toprakta, meralarda uzun süre (50-60 yıl) canlı
kalabildiğinden dolayı bu sporlarla bulaşık yerler
infeksiyon kaynağı olarak rol oynarlar. Bu nedenla
kadavralar açılmadan meralardan ve akarsulardan uzak
yerlere iki metre kadar derine gömülmeli ve üzerine
sönmemiş kireç dökülmelidir.
Bulaşma:
1. Sindirim sistemi
ile: Bulaşık ot, yem gibi gıdaların ağız yolu
ile alınması ile olur.
2. Solunum yolu
ile: Hayvanlarda nadir görülen bu bulaşma şekli
insanlarda sporların, hayvan postu, kıllar, yün ve
yapağı ile gerçekleşir.
3. Deri yolu ile:
Deride oluşan çeşitli portantrelerden (ısırma,
kırpma, sıyrık, çizik v.s.) etkenin girmesiyle olur.
İnsanlar ise kontamine et, kan, temas yolu ile hastalığı
alırlar.
Semptomlar:
İnkübasyon periyodu,
hayvanın türüne, direncine, vücuda giren etkenin
miktarına, virülansına ve etkenin giriş yoluna göre
değişir.
Hastalık koyun ve keçilerde perakut ve akut
bir seyir izleyerek çok kısa zamanda ölümle son bulur.
En fazla titreme, sersemlik, solunum güçlüğü, kan işeme
ve doğal deliklerden kan gelmesi gibi klinik bulgular
görülür. Sığırlarda tablo daha az belirgin olmakla
birlikte koyun ve keçilere benzer.
Hastalık
insanlarda, deri şarbonu, akciğer şarbonu ve ender
olarak görülen bağırsak şarbonu olarak üç ayrı şekilde
görülür. Deri şarbonu; papül, vesikül ve püstülle
karakterize üzerinde siyah bir kabuk bulunan nekrotik
ülserler şeklinde görülebileceği gibi, bağ dokusu,
boyun, göğüs ve göz kapaklarının deri altı dokusunda
ödemler ve bu ödemli alanın üstünde vesikülle
karakterize bir şekilde de görülebilmektedir. Akciğer
şarbonu; özellikle hayvan yünleri ve kıllarıyla
uğraşanların sporları solumasıyla meydana gelmektedir.
Ağır bir hemorajik bronko-pnömoni ile karakterizedir.
Bağırsak şarbonu; genel durum bozukluğu ve şiddetli bir
gastro-enteritis ile karakterizedir. Tanı koymak güç
olduğundan dolayı kurtuluşu yok gibidir. Bu klinik
formların birisinde etken kana karışıp septisemi yaparsa
hastalık öldürücü bir hal alır. Menenjitin de görüldüğü
vakalar mevcuttur.
Teşhis:
Klinik olarak teşhisi
zordur. Çünkü ani ölüm yapabilen ve yakın semptom
gösteren yanıkara, basiller ikterohemoglobinuru,
leptospriosis, piroplasmosis, klostridyal infeksiyonlar
ile karıştırılabilir.
Laboratuvar
Muayeneleri:
Laboratuvarlara hasta veya
ölen hayvandan 3-4 adet kan frotisi, steril bir pamuğa
emdirilmiş kan, hayvan açılmışsa dalak ve diğer iç
organlardan parçalar en kısa zamanda laboratuvara
ulaştırılmalıdır.
Korunma:
Mera bulaşmasını önlemek
için şüpheli ve tehlikeli meralar duyarlı hayvanlara
kapatılır. Ot ve samandan şüpheleniyorsa bunlar imha
edilir. Hastalık ahırda çıkmış ise hastalar tecrit
edilip hekim gerek duyarsa sağıtıma alır. Sağlamlara aşı
uygulanır. Ahırdaki malzemeler dezenfekte edilir. Aşı
yapıldıktan 10-14gün içersinde bağışıklık gelişir. Tek
tırnaklılarda bu süre biraz daha uzun olabilir.
Geri Dön